16 Ocak 2011 Pazar
Narenciyeli Pazar Kahvaltısı
Kış geldi mi? Hala kapıda bekliyor mu yoksa? Yağmur serpeliyor, kasvet bir hava bugün. Dışarı başımı uzatıyorum, evet soğuk. Kış sebzeleri meyveleri kapladı tezgahları çoktandır. Narenciye bol. Portakal, mandalina, hatta limon kadar süksesi olmasa da, masalarımızda yer almasa da sıkca, greyfurtu unutmamak lazim. Çocuklara hatırlatmak, sevdirmek için onu soğuk değil belki sıcak servis edebilirsiniz, ne dersiniz? Greyfurtu ortadan ikiye bölün, kahverengi şekerin içine bir çay kaşığı tarçın ekleyerek her birinin üzerine paylaştırın, fırına dayanıklı kabınıza koyarak fırınlayın. Ilıkken sabah kahvaltınıza eşlikçi olacak güzel bir vitamin kubbesi elde edeceksiniz. Afiyet olsun, çocuklarımıza şifa olsun. İyi Pazarlar...
12 Aralık 2010 Pazar
TOPRAK ANA GÜNÜ KUTLAMALARI SONLANDI...
8 Aralık 2010 Çarşamba
TOPRAK ANA GÜNÜ 2010 KUTLAMALARI
Terra Madre Day / Toprak Ana Günü 2010 kapsamında iki adet etkinlik planladık.
Mübadil Yemekleri Gecesi : 10 Aralık gecesi hep beraber birarada olacağimiz masa etrafında Mübadele Mutfağı'ndan ornekleri beraberce paylaşacağimiz bir gece. Masamız açık masa olacak.
Mekan: İstiklal Cad. Kartal Sok No.3 (Urban Cafe karşısı -Galatasaray Lisesi yan sokaği)
Saat: 19.30-22.30
Paylaşım: Mübadil çocukları/torunları yemekleri pişirecek tüm üyelerle beraber yiyeceğiz, mübadil hikayeleri eşliğinde.
Aşçı-Öğrenci Mutfak Atölyesi:
Darüşşafaka Okulları 5. sınıf öğrencileri, 3 aşçımızla birlikte 11 Aralık Cumartesi günü "Tohumdan Sofraya" projemizin paralelinde mevsiminde sebze-meyve kullanarak yemek pişirecekler. Çocuklarla beraber Yaklaşık 85-90 kişi etkinliğe katılacaktır.
Yer: Darüşşafaka Okulları - Maslak
Saat: 14.30-16.00
1 Aralık 2010 Çarşamba
ANTALYA'DA LEZZETLİ SAĞLIKLI BİR YEMEK KURSU
Sevgili arkadaşim ve yemek yazarı Tijen Inaltong Antalya'da yaşamakta. Kendi tecrübelerini bu defa bu güzelim güney ilimizden paylaşacak bizlerle. Programı hem hafta içi, hem de çalışanları düşünerek Cumartesi günü olarak düzenlemiş. Kendi adıma bilgilerini Tijen Inaltong'dan dinlemek ve beraberce mutfakta ocak başında sıcacık ortamda tarifleri paylaşmayı çok isterdim. Belki siz benden şanslısınızdır, Antalya'da oturuyorsanız bu kursu kaçırmamanızı tavsiye ederim.
Program ve başvuru için aşagıdaki linki tıklayın ve şahane bir eğitimin içinde bulun kendinizi.
Lezzetleri sağlıklı bilgilerle pekiştireceğimiz nice kurslara...
http://mutfaktazen.blogspot.com/2010/11/antalyada-yemek-kursu.html
Program ve başvuru için aşagıdaki linki tıklayın ve şahane bir eğitimin içinde bulun kendinizi.
Lezzetleri sağlıklı bilgilerle pekiştireceğimiz nice kurslara...
http://mutfaktazen.blogspot.com/2010/11/antalyada-yemek-kursu.html
24 Kasım 2010 Çarşamba
VAN'DA SEMPOZYUM
II.Uluslarası Doğu Anadolu Mutfak Kültürü ve Van Yemekleri Sempozyumu 23-28 Kasım tarihleri arasında Van'da yapılıyor. Ben de "Şekerin kanlı tarihi ve çay ile tatlı evliliği" isimli tebliğim ile katkı verdim.
15 Kasım 2010 Pazartesi
İYİ BAYRAMLAR
Sabahın kör karanlığında kaktığım eski bayramları çocukluğumu hatırlamamak mümkün mü. Kurban bayramında koyuncuk, me-cik arife gününden alınır, tüm izzet ikram ona yapılır, sanki bir günde lezzetlenecekmiş gibi suyu, otu eksik edilmezdi. Bahçede yer olmassa alt kattımızdaki sığınağa yerleştirilirdi hayvancık. Evimiz apartmanın giriş katıydı. Bütün gece o zavallıcık me-ler, ben de yatakta dön o tarafa dön bu tarafa uyuyamaz, bir sonraki günü düşündükçe gözyaşlarım pınarlarından fışkırırdı. Ne gecelerdi o geceler, hep babama yalvarsam acaba kesmese bizim koyunumuz olsa diye çoccukluk hayallerine dalar, belki gerçek olur umudu ile sabahlardım. Uykusuzluktan o kadar halsiz kalırdım ki, ben uyandığımda neredeyse babamın namazdan dönüşü yaklaşmiş olurdu. Annem tüm kesim aletlerini, koyunun göz bezini (bembeyaz sakız gibi bir bezdi, hayvanın kesilirken gözü bağlanırdı ve özel olarak bir sene yıkanır gelecek seneye saklanırdı), tepsileri mutfakta hazırlamış,çayı demlemiş güler yüzle karşilar, hergünkünden daha sıkı sarılırdı bana. O da sevmezdi bu kesim tantanasını ama ne yapsın adetler böyle, halimiz vaktimiz elveriyor, farz yerine getirilmeli derdi babam. Kapı çalar ben açardım babamın getirdiği kürt böreğini masaya taşımak için, ama iştah mı kalır insanda. Bilirlerdi ki ben kurban da canim kadar sevdiğim o böreği bile yemek istemem. En can alıcı an benim için kasabımızın gelip zili çaldığı andı. Artık dönüşü olmayan bir süreç başlayordu. Üzeri kınalı koyunumu (babam ben seviyorum diye hep kınalı seçerdi, ben de daha çok bağlanırdım hayvana) bazen camdan son defa görme cesaretini gösterir bazen de geceden o kadar halsiz olurdum ki salona kapatırdım kendimi. Kanapeye kapanır, ağlar, ağlar ağlardım. Ta ki gözlerimin suyu tükeninceye kadar. Bu mudur beni soğutan bayamlardan, bu mudur beni uzaklaştıran ananelerden bilmem. Hep özgür olma peşinde koştum, hep özgürlüğü savunanların yolunu seçtim. Bugün kırlarda sefa içinde dolaşan, misler gibi otlarını geviren koyun, dana ve her ne varsa hepsine merhaba! Gününüz gün, sefanız bol ola. Oralardan hiç ayrılmayın, şehirli olmaya tenezzül bile etmeyin. Siz siz olun küçüçük çobanların elindeki sopanın esiri olun. Onunla dost olun, arkadaş olun. Şehirde görülecek hiç bir sey yok sizin adınıza, zaten arkadaşlarınız da iki güne kalmaz terkeder bu dünyayı. Tüm yeşilliklerin kıymetli varlıkları, çocukluğumun me-cikleri sizi seviyorum.
Iyi bayramlar...
Iyi bayramlar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

